Tek merceğimiz olsun

Tek merceğimiz olsun, mikroskopa takınca atomu görelim, teleskopa takınca gezegenleri.  Atomu oluşturan parçalar ile evreni oluşturan parçalar arasında ilişki kurmaya çalışıyoruz. Çünkü her şeyi açıklayan ve hesaplayan bir formül olduğuna inanıyoruz ve onu bulmak istiyoruz. Bu çabayı yeni sanmayın. Kafası karışık bütün bilim adamlarının böyle hayalleri olur. Raflar dolusu kitap ve yıllardır tekrarlanıp duran laflar yerine tek bir formülümüz olsun, her şeyin cevabı olsun! Biz de rahat edelim, öğrenciler de.

Hidrojenden başlayalım. Tek protonu var. Çekirdeğe iki proton girerse artık hidrojen değildir, helyum olmuştur. Üç protonluya lityum, dört protonluya berilyum diyorlar. Liste böyle uzayıp gidiyor. Bu yüzden bütün elementlerin hidrojenden türediğine inanılır. Bu, bütün sayıların “bir”den türemesi gibi bir şeydir. Her yeni proton eklendiğinde, bir öncekinden başka bir element dünyaya gelir. Sonlara doğru ağır sıkletten tanıdığımız 92 protonlu uranyum gibi üyeler var.

Evrenin büyük bir patlama ile oluşmaya başladığı kabul edilir. İlginç olan, bu teoriyi ilk önce bir din adamı ortaya atmış,[1] astronomik gözlemler ve pozitif bilim daha sonra buna uygun deliller üretmiştir. Bu patlamada henüz ne olduğunu bilmediğimiz epeyce şey (% 96) ile az miktarda hidrojen ve helyum (toplamın % 4’ü) oluşmuş. Bildiğimiz elementler ve madde evreni işte bu % 4’ten türemiş. Yani hidrojen ve helyum hariç hiçbir element başlangıçta yoktu. Bunlar sonradan oluştu. Evrimleşme deniliyor ya, hidrojen bu evrimin ham maddesi idi. Patlamadan bu yana 13.7 milyar sene geçmiş. Hidrojen bitmediğine göre evrimleşme de bitmiş olamaz.

Periyodik tablo

Her şeyi tek formüle indirgeyerek açıklama çabasının ilk ürünü periyodik tablodur. Bütün elementleri tek sayfada gösteren 1000’den fazla periyodik tablo çeşidi türetilmiştir.[2] Kimyasal özellikleri sebebiyle farklı guruplar, şekiller, istifler yapılmış. Tek formül arzusu başarıya ulaşmasa da bütün elementler tek sayfada gösterilmiştir. Bunda ne var, başarı nerede diyorsanız, söyleyelim. Antik Yunan’dan beri, kim bilir kaç bin senedir atom diye diye çırpınan insanlar periyodik tablo ile muradına ermiştir. Çünkü periyodik tabloda tek sayfada gördükleriniz maddi varlığın bütün unsurlarıdır.

Tek merceğimiz olsun

Tek mercekli görüş hem atomu hem gezegenleri kapsamıyor. Belki ileride olur. Atomu görmek sıradan hale geldiğinde, atomun içindeki 300’den fazla parçacığı da görmek isteyeceğiz. Belki onların da her birini oluşturan alt parçalar çıkacak. Uzayda ise her sene biraz daha uzaktaki cisimlerin varlığı keşfediliyor.

Görüş mesafemizi sınırlayan şey mercek mi hayallerimiz mi? Yeni bir mercekle yeni şeyler gördüğümüzde hayallerimiz bize yeni hedefler gösterecek. 13.7 milyar sene ile evrenimiz henüz çok genç, yolun başında sayılır. Hayırlı yolculuklar dileriz.

[1] Belçikalı papaz Georges Lemaître

[2] Eric R. Scerri, “The Periodic Table – Its story and its significance”, Oxford University Press., 2007, Kindle Edition.

 

Sevebilirsin...

1 Yanıt

  1. Deniz ÖNER dedi ki:

    Emeklerine sağlık. Harika bir anlatım

Deniz ÖNER için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir