Nükleer modernite gelirse

Gelmesini istemeyiz ama nükleer modernite gelirse eğer tsunami gibi gelecek. İlk 30 gün sağ kalmayı başaranlar korkmasın, onların düşünmek için çok vakitleri olacak.

Modernite’nin temel iddiası insanı iyiye ve doğruya taşımak idi[1]. Sanayi devrimi ve ardından elektrikli aletlerin dünyaya yayılması modernite sürecini kapsar. Avrupa ve Amerikan zengin sınıfı bu süreçte dünyanın kalan kısmına şekil vermeye çalıştı. Bu çaba sadece para kazanma hırsı gibi gösterildi ama daha derindeki maddeci anlayış, veba mikrobu gibi, her yere bulaştı. Kurtulamadık. Modern bilimlerin dünyayı daha uygar bir çizgiye taşıyacağına inananlar 1. ve 2. dünya savaşlarındaki yıkımı gördüler. Yol yanlıştı, entelektüel bakış bunu görmüştür mutlaka, ama dönüş yapmak onursuzluk gibi göründü onlara, hem nereye döneceklerdi, spiritüel köklerin izi bile kalmamıştı. Böyle devam ederek bugünlere geldik. Şimdi şahidi olduğumuz şey ise şu: Modern bilimler hastahanelerde birer birer kurtardığı insanları başka yerlerde biner biner öldürüyor. Bu durum yeteri kadar korkunç değilse, bekleyin, modernitenin son safhası olan nükleer modernite adım adım yaklaşıyor.

Nükleer üstünlük yarışı

Nükleer üstünlük yarışı ABD ve Rusya arasında devam ediyor. ABD, füzelerini modernize ediyormuş. Hedefe daha çok yaklaşıp öyle patlayacaklarmış. Yani, Hiroşima’da olduğu gibi, hedefin 600 metre üstünde değil, tam sıfır noktasında patlayacak ki yeraltı hedefleri imha olsun. Hedef ise Rusya’daki nükleer füze siloları.

Rusya ise okyanusu geçebilecek insansız denizaltı geliştiriyor. Buna yükleyeceği nükleer bombayı ABD sahil şehirlerinde patlatmayı planlıyor. İlaveten, uzaydaki uyduları yerden vurabilecek füzeler geliştiriyor. Böylece ABD erken uyarı sistemini tahrip ederek öne geçmeyi hesaplıyor.

Kim bilir başka neler var duymadığımız. Taraflar ilk vuruş üstünlüğü istiyor. Yani, ben ona öyle bir vurayım ki o bana vuramasın! Nükleer modernite benim düzenim olsun!

İlk vuran

ABD Rusya’ya veya Rusya ABD’ye saldırırsa, saldırıya uğrayan tarafın bunu fark etmesi ve karşılık vermesi için geçen süreler analiz ediliyor. İddiaya göre, ilk vuran ABD olursa, elindeki nükleer gücün sadece %20’si ile, Rusya’daki nükleer füze silolarının hepsini vurabilir. Bu durumda Rusya karadaki füzelerini ateşleme fırsatı bulamayacak, denizden yapacağı saldırılar da etkili olmayacakmış[2]. ABD’ye ilk vuruş için daha çok şans veren şey, nükleer üstünlük değil genel teknoloji üstünlüğü ve uzayda daha çok var olması.

Peki, karşılık verme süresindeki açığı Rusya nasıl gideriyormuş? Alt kademedeki subaylara ateşleme yetkisi vererek! Böylece öğrendik ki, Rus füzeleri Putin’in haberi olmadan da yola çıkabilirmiş.

Eldeki bilgilere göre;

ABD Rusya’ya karşı sürpriz bir saldırı yaparsa Rusya yok olur ve ABD’ye vereceği karşılık sınırlı kalır. Dünya ABD’nin mutlak hakim olduğu bir döneme girer.

Rusya ABD’ye sürpriz bir saldırı yaparsa, bu durum ABD ve Rusya’nın birlikte haritadan silinmesi demek olur. Bu durumda radyasyonlu dünya, modernitenin zirvesine çıkacaktır.

Nükleer modernite ve serpinti bulutları

ABD ve Rusya’nın elindeki kıtalar arası nükleer füzelerin çoğu, birbirinin silolarını vuracak şekilde mevzilenmiş durumdalar. Hiroşima ve Nagazaki bombaları yerden epeyce yukarıda patlatılmıştı.  Böylece yerden yukarıya toz-toprak kalkması olmadı. Siloyu imha edecek bomba ise toprak yüzeyinde patlatılacaktır. Havaya kalkan toz bulutu radyoaktif serpinti olarak dünyaya yayılacaktır. Binlerce bombanın sebep olacağı serpinti bulutları dünyayı sardığında tek derdimiz radyasyon olmaz. Serpinti bitene kadar güneş ışığına da hasret kalırız.

Bir zamanlar, Çernobil kazasından sonraki aylarda, gıda ürünlerinde ve çevre örneklerinde çok sayıda radyoaktivite analizi yaptım. İmzaladığım analiz raporlarının kopyalarını halen saklıyorum. Avrupa ülkelerine satılan gıda ürünleri için uygulanan Cs-137 sınırı 600 Bq/Kg idi. Sonraki yıllarda konu komşu bana hep şunları sordu: “ne kadar radyasyon kanser veya sakat doğuma sebep olur ve siz halka ne kadar radyasyon verdiniz?” O yıllarda her türlü aksilik radyasyona bağlanır, ne kadar kanser ve sakat doğum vakası varsa, radyasyondan bilinirdi. Her gün telefonlar çalar ve bazı insanlar içtiği çaydan dolayı başının ağrıdığını iddia ederdi.

Çayda radyasyon var diye başı ağrıyan pimpirikler için nükleer modernite çok tatsız bir haber değil mi?

[1] https://www.uludagsozluk.com/k/modernite/

[2] Kristensen, H. M., McKinzie, M., Postol, T. A., ” How US nuclear force modernization is undermining strategic stability: The burst-height compensating super-fuze”, Bulletin of the Atomic Scientist, March 2017.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir