Benim nükleer şemsiyem

Benim nükleer şemsiyem nasıl bir şey olsun? Eldeki nükleer şemsiyenin altında durmak sıkıntı çıkarmaya başladı. Çünkü ağzıyla “buyurun oturun” diyenler dirseğiyle bizi şemsiyenin dışına ittiriyor. Görüyoruz ki mevcut şemsiyenin tadı kaçmış, modası geçmiş.

Öyleyse yeni moda şemsiye bulmak lazım. NATO mu, Rus mu, Çin mi olsun diye biz lafı geveleyip dururken sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan çok net sözlerle yeni bir perde açıverdi. Anladık ki benim nükleer şemsiyem bana ait olmalıdır.

4 Eylül 2019’da Sivas’ta Ekonomi Forumundaki konuşması sırasında sayın Cumhurbaşkanımız şunları söyledi: “Birilerinin elinde nükleer başlıklı füze var, bir tane iki tane değil … Ama benim elimde nükleer başlıklı füze olmasın! Ben bunu kabul etmiyorum. Şu anda dünyada gelişmiş ülkeler içinde neredeyse nükleer başlıklı füzesi olmayan ülke yok, hepsinde var.  …   Bize de ne diyorlar, ‘Sakın ha sen yapma’. Yanı başımızda İsrail, var mı, var ve bütün her şeyiyle onunla korkutuyor. Değerli kardeşlerim biz şu anda çalışmamızı yürütüyoruz.”

Belki herkes fark etmedi ama sayın Cumhurbaşkanımızın bu ifadeleri daha önceki “one minute” çıkışını defalarca gölgede bırakacak kadar derin ve önemlidir.

Yerli ve yabancı pek çok yorumda bu ifadelerin politik amaçlı olduğu yazıldı. Suriye operasyonu öncesinde Türkiye’nin elini güçlendirmek, İsrail’e nükleer silahlar konusunda baskı yapılmasını sağlamak, v.b. yorumlar yapıldı.[1] Yani, aslında Türkiye böyle bir şey yapmaz, yapamaz, bu konuyu politik manevra olarak kullanıyor, demek istediler.

Sayın Cumhurbaşkanımız; uranyum zenginleştirme, santrifüj ve benzeri teknolojik alt yapının oluşması gibi hazırlık aşamalarından hiç bahsetmedi. Bunun yerine kullanıma hazır son ürün olan “nükleer başlıklı füze” ifadesini kullandı. Bunu not etmemiz lazım. “Gelişmiş ülkelerin neredeyse hepsinde var” ifadesine İsrail bahsini ekledikten sonra paragrafın son cümlesine tekrar bakalım: “Biz şu anda çalışmamızı yürütüyoruz”.

Ne anladınız? Aynen. Ben de aynı şeyi anladım.

Sayın Cumhurbaşkanımız 24 Eylül’de BM’nin Newyork’taki  74. genel kurulunda keskin köşeleri olan ve tabuları yıkan bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanımızı bir türlü beğenemeyenler için özellikle tavsiye ederim, yarım saat ayırıp bu konuşmayı tekrar dinlesinler.

Sivas konuşmasındaki nükleer silah konusunu yeterince anlamayanlar için sayın Cumhurbaşkanımız 20 gün sonraki BM konuşmasında şu cümleye yer verdi: “… Bu güç ya herkes için yasak ya herkes için serbest olmalıdır.”

Bu sözlerden bizim ne anladığımıza önem vermeyenler için “The Economist” dergisinin ne anladığını özetlemek istiyorum:

“Türkiye’deki son gelişmeler, özellikle Suriye’de geniş bir alanda düzen sağlamış olması Avrupa ülkelerini endişelendiriyor. Bu ülkeler, Türkiye’de NATO emrinde bulunan nükleer silahların Türkiye’den çıkarılmasını istiyorlar. Fakat bu yapılırsa, Türkiye’nin bu durumu kendi nükleer silah programını başlatmak için mâzeret olarak kullanmasından korkuyorlar. Türkiye Cumhurbaşkanı da Eylül ayında yaptığı konuşma ile zaten buna işaret (hint) etmiştir”[2]

NPT

Tarafı olduğumuz NPT anlaşması[3] 1970’ten bu yana yaklaşık yarım asırdır yürürlükte. Bu anlaşmanın nükleer silahı olmayan ülkelere bir faydası oldu mu? Meselâ, Türkiye olarak bize ne sağladı bu anlaşma?

NPT ile beş ülkenin elindeki nükleer silahlar (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) yasal kabul edildi, diğerlerine bu silahı edinmek yasaklandı. Anlaşma, bu beş ülkenin de nükleer silahlardan vazgeçmesini bir hedef olarak belirlemişti. Ama böyle bir ihtimal hiç gözükmüyor, tersine, silah yarışı hep devam etti. Bu beş ülkenin nükleer silahlarını bırakma isteği olmayışı diğer ülkeleri de aynı silahtan edinmek için tahrik ediyor. Böylece NPT, kendi hedefinin önündeki köstek oldu.

Bu adaletsiz durumu değiştirmek üzere 2017’de yeni bir uluslararası anlaşma taslağı ile nükleer silahların tamamen ve bütün ülkeler için yasa dışı kabul edilmesine çalışıldı.[4] Tahmin edeceğiniz gibi, nükleer silah kulübü üyeleri ile onların sağlam destekçileri bu anlaşma toplantılarına hiç katılmadılar.

Böylece, adaletsiz olduğunu herkesin bildiği bir anlaşma ile yola devam edilemeyeceği açıkça görüldü. Konunun önemli yayın organlarında bile, taraf ülkelerin protesto amacıyla NPT’den ayrılmalarını isteyen yazılar çıkmaya başladı.[5]  Bütün ülkelerin nükleer silahlarını ayırım yapmadan yasa dışı sayan anlaşma kabul edilirse, NPT’ye ihtiyaç kalmayacağı görüşü de sıkça ifade ediliyor.

UAEA denetimleri

NPT’nin uygulaması UAEA denetimleri (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) ile sağlanıyor.  Fakat bu denetimler nükleer silahların yayılmasını sadece yavaşlatmış ama engelleyememiştir. Yani bir işe yaramadığı anlaşılmıştır. İşte bu yüzden NPT’nin son kullanma tarihi ufukta belirdi, yaklaşıyor.

UAEA denetimleri kalkarsa ne olur diyorsanız cevap şöyle: UAEA denetimleri kalkarsa nükleer silah sahibi olan şimdiki ülkelerden başka 40 kadar yeni ülke 10 yıl içinde nükleer silah edinirler. Bunun için 1000 kadar silah denemesi yapılacağını tahmin ediyorum. Bu iyimser bir tahmindir çünkü nükleer silahların savaşsız ortamda üretildiğini ve yaygınlaştığını farz ediyor.

UAEA’nın  silah denetleme düzeni silah sahibi olmayan ülkelere artık güven vermiyor. Alın Hindistan, Pakistan örneğini. Alın İsrail ve Kuzey Kore örneklerini. Güney Afrika Cumhuriyetinin nasıl durdurulduğuna bir göz atın.

İşte bu yüzden nükleer silah kulübüne girebilmek için fırsat kollayan 40 kadar ülke var ve UAEA denetimlerinin bittiği günü bekleşip duruyorlar. Çünkü nükleer silah onlar için prestij ve dokunulmazlık şemsiyesi olarak görülüyor.

Nükleer şemsiyem

Benim nükleer şemsiyem olacaktır. Türkiye yarışın seyircisi olarak kalmaya devam edemez.

Sayın Cumhurbaşkanımızın “nükleer başlıklı füze” ifadesini sadece politik manevra olarak görenlerden değilim. Yarım asırlık NPT uygulaması dünyayı yeni bir yol kavşağına getirmiştir. Bu durumun Türkiye’yi yöneten irâde tarafından çok iyi takip edilmekte olduğu anlaşılıyor.

 

 

[1] “Will Turkey pursue nuclear weapons?”, B. Duran, Sept.08, 2019, Daily Sabah

[2] (https://www.economist.com/europe/2019/11/28/turkeys-syria-move-highlights-americas-tactical-nukes-in-europe)

[3] NPT: Treaty on the Non-Proliferation of Nuclear Weapons – Nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşması

[4] (http://www.radyasyonludunya.com/nukleer-silahlarin-yasaklanmasi/)

[5] “Is it time to ditch the NPT?”, J. Pretorius, T. Sauer, Sept. 6, 2019, Bulletin of the Atomic Scientists

Sevebilirsin...

2 Yanıt

  1. Mustafa dedi ki:

    Çok güzel bir yazı olmuş. Sayın Alper Kahraman’ı tebrik ediyorum.

  2. Suazo dedi ki:

    Merhaba Hocam,

    Emeğinize sağlık.Sizi ilgi ve merakla takip ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir