Aydın havası

İyot gibi açıkta.

İyot-131 izotopu hastane ve tesislerde çok farklı alanlara yayılabilir. Bunun sebebi yanlış tasarlanmış havalandırma sistemleridir. Aynı binanın başka bölümlerinde çalışan ilgisiz kişiler, bu yüzden, fark edilmeyen kronik dozlar alıyor olabilirler.

Geçen hafta iyottan bahseden makalemi okuyan Z. Hanım şöyle sordu: “Ben memurum, radyasyonlu alanlara hiç girmedim, bana iyotlu hiç bir uygulama yapılmadı, fakat tiroit ölçümünde otuz bin bekerel (Bq) iyot-131 olduğu belirlendi. Bu ne demek”?

Vücudumuz iyot toplama konusunda uzmandır. Buldu mu kaçırmaz. Siz radyasyonlu ortamlarda hiç bulunmadığınızı sanıyorsunuz fakat belli ki radyasyonlu ortam sizin olduğunuz yerlerde bulunmuş. Çünkü insan vücudu iyot-131’i kendisi üretmez.

Doz hesabı yapılırken vücuda giren miktar esas alınır [1]. Bazı tahmin ve varsayımlar da söz konusudur. Ben Z. Hanım’ın aldığı dozu 4.5 mSv (okunuşu: mili sivert) olarak hesapladım [2].

Z. Hanım ilgili yasa kapsamındaki radyasyon işçisi değil. Bu durumda, bu dozu hiç almaması gerekirdi. Fakat buradaki asıl sıkıntı dozun miktarı ya da sağlık üzerindeki etkisi değil. Z. Hanım bu konuda rahat olabilir. Asıl problem şu: Z. Hanım bu dozu habersiz almışsa, başka habersiz dozlar da almış olabilir. Duymak istemezsiniz ama, daha tatsız durum şöyle: Z. Hanım ve aynı ofiste çalışan arkadaşları bu dozu yıllardır alıyor olabilirler.

Radyasyonlu bina ve tesislerde havalandırma sistemleri, evet uzmanlık işidir, ve radyasyon güvenliği açısından denetime tabi olmalıdır. Radyasyon alanlarındaki havalandırma sistemi, diğer alanların havalandırmasından ayrı olmalıdır. Sadece sistem olarak değil, mekan olarak da ayrı yerlerde ve çıkış bacaları birbirinden uzakta olmalıdır.

Diğer alanların havalandırmasında görülen “geri dönüşümlü – recycle” uygulamasının, radyasyonlu alanların havalandırmasında da kullanılması, tam bir gaflettir. Böylece çalışma alanlarına temiz hava yerine döngüdeki kontamine hava gönderilmiş olur. Gerçekten böyle bir uygulama var mı, diye şaşırmış gibi bakmayın. İşte cevap: evet, var.

Z. Hanım radyasyonlu ortamda çalışmıyor ama büyük ihtimalle çalıştığı binada, yukarıda anlattığım türden, yanlış tasarlanmış bir havalandırma sistemi var. Bu yüzden, ne zaman binanın radyasyonlu bölgesinde bir faaliyet yapılsa, buradaki sızıntı, sivil çalışma alanlarına da derhal yayılıyor.

İki şey söyledik; bir, radyasyonlu alan havalandırmasında ‘recycle’ anlayışından vazgeçilmesi, iki, radyasyonlu ve sivil alan havalandırma sistemlerinin ayrılması. İkisi de masraf, işveren için külfet, mühendis için angarya. Ver yavrum aynı havayı herkese. Aydın havası olsun.

 

[1] ICRP-78, “Individual Monitoring of Internal Exposure of Workers”. Shf. 74’de iyotun biokinetik modeli detaylı olarak incelenmiş. Vücuda ulaşan iyotun %30’u tiroitte birikiyor, kalanı idrarla atılıyor. Tiroitten atılma hızı ise 80 günde yarıya inecek şekilde.

[2] IAEA, RS-G-1.2, “Assessment of Occupational Exposure due to Intakes of Radionuclides”. Shf. 49’da Z. Hanım’ın durumuna çok yakın bir örnek hesaplama var.

 

Sevebilirsin...

5 Yanıt

  1. Semih dedi ki:

    Merhaba, bilgilendirici bir yazıydı. Neden radyasyonu göremiyoruz, böylece korunmamız daha kolay olmaz mıydı?

  2. Ahmet ozan dedi ki:

    bunun için hastanelerde bir denetim yapılıyor mu

    • Alper Kahraman dedi ki:

      Uçucu radyoaktif maddelerle çalışma yapılan tesis, hastane, depo, vb. yerlerde havalandırma projesinin radyasyon güvenliği açısından incelenmesi gerekir. Böyle bir denetimin yapılıp yapılmadığı sorusuna cevap vermek istemiyorum.

  3. Zeynep dedi ki:

    Merhabalar. Bazı sokaklarda direklere asılan baz istasyonları radyasyon (ya da adı her neyse) yayar mı ? Ya da herhangi bir tehlikesi var mıdır yakınından geçmenin ? Çok teşekkürler güzel yazılarınız için.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir